https://twitter.com/tekirdagsehri/
 
TEKİRDAĞ RESİMLERİ
MENÜ  
  Tekirdag
  Tekirdag Tarihi
  Tekirdag Tarihi Kisiler
  Ataturk ve Tekirdag
  NAMIK KEMAL
  YAHYA KEMAL BEYATLI
  Evliya Celebi ve Tekirdag
  II. Ferenc Rakoczi
  Mikes Kelemen
  Mikes Kelemen ve Tekirdag
  Tekirdag Muzesi
  Huseyin Pehlivan
  Cerkezkoy
  Corlu
  Ergene
  Hayrabolu
  Kapakli
  Malkara
  Marmara Ereglisi
  Muratli
  Saray
  Sarkoy
  Suleymanpasa
  Namik Kemal Universitesi
  Turizm
  Tekirdag Mutfak Kulturu
  Tekirdag Videolari
  Tekirdag resimleri



Tekirdag Tarihi Kisiler
Tekirdağ'lı Tarihi Kişiler

Sadrazam Tekirdağ’lı Bekri Mustafa Paşa:
Tekirdağlı Bekri Mustafa Paşa ya da Tekfur-Dağlı Bekri Mustafa Paşa, II. Süleyman saltanatında, 2 Mayıs 1688 - 25 Ekim 1689 tarihleri arasında bir yıl beş ay yirmi dört gün sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.

Yeniçeri ocağında yetişmişti. Tanınmış yeniçeri ağası Bektaş Ağa'nın hazinedarı oldu. Sonra "çorbacı", yani bir orta (bölük) komutanı, olarak yeniçeri subayı oldu. Ocakta bu suretle ilerliyerek 1679'da yeniçeri ağası oldu. 1681'de vezir rütbesi verildi.

Viyana Kuşatması'ndan sonra Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın Belgrad'da idamı edilmesinden sonra sadrazam olan Bayburtlu Kara İbrahim Paşa sedareti döneminde 1683'de Avusturya cephesinde Macaristan'da bulunan Osmanlı orduları serdarı tayin edildi. Fakat yeteneksiz ve güçsüz bir kişi olduğu için yaptığı harekat devamlı olarak düşmandan çekilmek ve kaçmak oldu.

Bu komuta yeteneksizliği nedeniyle serdarlıktan azledildi. Kanije valiliği görevi verildi.

1687'de ise ikinci defa yeniçeri ağalığına getirildi. Sonra Çanakkale Boğazı koruyucu olarak Seddül-bahir Muhafızlığına tayin edildi.

2 Mayıs 1688'de Ayaşlı Nişancı İsmail Paşa'nın sedaretten azli üzerine sadrazam oldu.

Bekri Mustafa Paşa sedaret döneminde Avusturya ordularına karşı çok kötü yenilgiler ortaya çıktı. 6 Eylül 1688'de Istoln-i Belgrad kalesi düştü; bunu 8 Eylül'de Belgrad'ın düşmesi takip etti. Ertesi yıl Sadrazam ve padişah 6 Haziran 1689'da Avusturya Seferi'ne çıktılar ama Bekri Mustafa Pasa Sofya'dan ileri gitmedi. Avusturya orduları Balkanlara Niş'e doğru sarkmaya başladılar; 30 Agustos 1689'da Batucina Bozgunu çıktı ve 24 Eylul 1688'de Nis Bozgunu takip etti ve Nis kaybedildi.

Bu arada Lehistan'a karşı Kamice kalesi 4 Agustos 1688'de kuşatmadan kurtarıldı. Vendiklilerin Eğriboz kuşatması 10 Ekim 1688'de kaldırıldı ve Venedikliler 20 Mayis 1689'da Eğribozdan tamamen sökülüp atıldılar. Kırım'a ilerleyen Rus ordularını Ur-Kapı'da Kırım Hanı Selim Giray 10 Haziran 1689'da durdurdu. 8 Temmuz 1689'da Orsova kalesi ele geçirildi.

Bu askeri harekat ve genellikle gerileme döneminde özellikle ordunun ihtiyaçlarını karşılamak için gereken yüksek mali fonları bulmaya çare olarak Osmanlı tarihinde ilk defa tütün vergisi getirildi. Daha sonra da içki vergisi, imdadiye adlı hanelere salgın akçesi, avarız angaryaları adıyla yeni vergiler koyduruldu.

Bir yenilik de ilk defa mangır adlı ufak değerde bir bakır sikkenin darp edilmesi idi. İlk darpedilişte 2 mangır 1 akçeye eşit kabul edilmekte idi.

Aldığı bu mali tedbirlerin ağırlığının yarattığı hoşnutsuzluk ve kendi döneminde birçok önemli kalenin (Belgrad, Nis kaleleri gibi) düşman eline geçmesiyle birlikte görevinden azledilmiştir.

Bekri Mustafa Paşa azledildiği zaman Sofya'da bulunmakta idi. Cok gecmeden Sadrazam tayin edilen Köprülü Fazıl Mustafa Paşa ondan mühr-ü humayunu almak için kapıcılar kethüdasını Sofya'ya göndermişti. Fakat kapıcılar kethudası Bekri Mustafa Paşa'yı Sofya'da geri bırakıp mühürü İstanbul'a sadrazam Fazil Mustafa Paşa'ya getirdiğinde niçin eski sadrazamı da getirmediği sorulup yeni sadrazam tarafından dayakla cezalandırılmıştı. Böylece anlaşılmıştır ki Fazıl Mustafa Paşa eski sadrazamın idam edilmesini istemişti.

Fakat Bekri Mustafa Paşa azledildikten sonra emekliye ayrıldı ve Sofya'dan Bostancıbaşı ve 50 kadar bostancı ile birlikte Malkara'a sürgüne gönderildi.

Bekri Mustafa Paşa Ocak 1690'da Malkara'da ansızın beklenmedik bir şekilde öldü. Ölümünde yaşının 70'ini geçkin olduğu bildirilmektedir.
Kaynak : Vikipedi
  
Kaptanı Derya Tekirdağ’lı Gazi Hasan Paşa:
Her ne kadar Cezayirli Gazi Hasan Paşa adı ile tanınmış ise de aslen Tekirdağ’lıdır. Büyük ve dikkatli bir tarihçi olan Cevdet Paşa ile Netayic-ül Vukuat yazarı Mustafa Paşa ve Enveri Tekirdağ’lı olduğunu bildirirler. Hasan Paşa 1715 de Tekirdağ’da doğmuştur. Çocukluğunda çok yaramazdı.
Delikanlı olunca asker ocağına girerek Avusturya savaşlarına katıldı ve yiğitlikler gösterdi. Bu tarihlerde Garp ocaklarının İstanbul’daki temsilcileri kendi gemileri ile Marmara kıyılarını dolaşarak korsanlık edecek, gözü pek maceracı askerler toplarlardı.
Hasan Avusturya savaşından dönünce böyle bir gemi ile Cezayir’e gitti. Ne yaman bir insan olduğunu daha yolda gösterdiği için çabucak parladı. Arapları yıldırdı ve düşmanları çoğaldı. Bu durum karşısında III.Mustafa zamanında Türkiye’ye gelerek kaptan oldu. İşte bu sebeple kendisine Cezayirli Hasan denmiştir. Cezayirli Hasan Bey önce Ruslar’la yaptığımız Çeşme deniz savaşında büyük bir ün kazandı. Sonra Limni ve Midilli adalarını Ruslar’ın elinden kurtardı.

Çanakkale boğazını güven altına aldı. Kazandığı zafer ve başarı üzerine Üç Tuğlu vezir ve kaptanı derya oldu. Suriye’de Tahir Ömer, Mora’da Arnavut, mısır’da Kölemen beyleri isyanlarını bastırdı.
1788 Osmanlı-Rus savaşında Kaptanı Derya, Serasker ve Sadrazam olarak önemli hizmetler gördü. Çok yaman bir vezir olduğu için (Makam-ı saradeteşan ve herkesin havf helecan verdi).
Tarihçi Vasıf onun için: “Gelir ol Vezir-i Kahir kılıcı bir elde kanlı Savul ey gönül yolundan ki yaman geliştir bu” demiştir. Sadrazamlığında yetmiş yaşında, fakat gücü yerinde idi. Devletin yönetimini kuvvetli pençesine aldı. Esaslı işlere girişti.
Padişah III.Selim kendisine yolladığı fermanda “Sana istikbal-ı tam verdim. Cüzi ve külli umu-ı devleti dest-ı sadıkanene ihale ve tefviz ettim” dedi. Hasan Paşa düşmanımız olan Ruslar’a ve Avusturyalılar’a karşı 1790 yılında Prusya ile bir ittifak hazırladı.
Tam bunu imzalayacağı sırada Hummayı Muhrikaya tutularak 23 Mart 1789 tarihinde vefat etti. Gazi Hasan Paşa Namık Kemal’den sonra gelen en büyük Tekirdağ’lıdır.


O, devrinin Barbaros Hayrettin’idir. Baron de Tot ile işbirliği yaparak Deniz Mühendishanesini kurmuştur. Deniz erleri için kışla yaptırmıştır. Doğru, yiğit, korkusuz, güçlü bir devlet adamı idi. Arslana ve ata merakı vardı. Beslediği Arslanları yanında bağsız gezdirir ve yatırırdı. Atla kırk elli basamak çıkıp inerdi.

TEKİRDAĞ  
 
 
 


TEKIRDAG TEKİRDAG gram altın altın

Web'te Türkçe

 
Reklam  
   
Bugün 1 ziyaretçi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
www.sinemalar.com
www.sinemalar.com

Hazırlayan : Serkan